Ana Sayfa Konuk Yazarlarımız 21 Haziran 2021 299 Görüntüleme

Harun ARI //Kılıç – Kalkan ve Bursa

Ve Kılıç-Kalkan  oyunu doğdu Bursa’dan…

Bir bir birleşince yiğitlerin elindeki kılıçlar,

Güç oldu, devlet oldu, cihan oldu.

Kayı Boyu’nda yeniden söz verdi erine,

Bursa’da kök saldı, çınar oldu, adalet oldu

Kılıç-Kalkan Oyunu kendine has özellikleri olan, oldukça ilginç bir oyun. Bursa’nın önemli simgelerinden.  Dünyanın dört kıtasında birçok  ülkede ilgiyle izlenip ayakta alkışlanan, gurur duyduğumuz halk oyunumuz… Danstaki müzik ve ritim, kılıçların kalkanlara ve dansçıların, kalkanları dizlerine vurmasıyla oluşur. Dünyada müzik olmadan oynanan tek halkdansının Kılıç-Kalkan Oyunu olduğu bilinir; bilmeyenler bilsin.

Konuyu biraz açalım; üretimi olmayan nesnenin oyunu ve eğlencesi olamayacağını düşünüyorum.

Bir başka örnekle , Bursa da koza üretiminin çok olduğu, üreticilerinin mutlu olduğu dönemlerde, koza işi süslemelerin, tütün üretiminin bol olduğu yörelerde de tütün yaprakları ile yapılan süslemelerin çok yaygın olduğu bilinmektedir. Bu konu ile ilgili çalışmalar sanat merkezlerinde ve müzelerde (Esat Uluumay Müzesi) çok sık görülmektedir.

Halk oyununun temelinde, sahibinin ve başlangıç tarihinin belli olmaması yatar. Anonim olması yatar.Bu kültürün kimlere ve hangi yörelere ait olduğu, nasıl icra edildiği ancak hatıralarda, çeşitli sebeplerle yazılan vesikalarda ya da seyahatnamelerde yer alır. Oyun hakkında belgesel niteliğinde olan bilgilerde var.

Tarihi belge niteliği taşıyacak ilk belgeye, M.Ö. 400 yıllarında Yunan Kralı’nın kardeşini cezalandırmak için Anadolu’ya gönderdiği paralı askerlerden oluşturduğu orduya raportör olarak görevlendirdiği Xenophon’un tuttuğu notlarında (Onbinlerin dönüşü) rastlıyoruz. Fırat yakınlarında yenilen bu ordunun dönüşünde, bölgemize yakın bir yerde kendileri için yapılan bir eğlencede Bithinialı’ların (Asya Thrak’ları, Mysia’lar ), kılıç ve kalkanlar ile pandomimler yaptıklarını detaylı anlatır ve seyircilerin de bunlara sevgi gösterinde bulunduklarından söz etmektedir (sayfa 293). Bir diğer belge de M.Ö. 3. Yüzyılda, Apollnius Rhadius tarafından kaleme alınan Argonatica adlı eserde, Argonatların, efsaneleşen Altın Postu aramak için Bithinia’ya geldiklerinde Bursa’ya yakın bir yerde Kılıç ve Kalkan ile oynanan bir oyun ile karşılandıklarından söz edilir (National Geography, ABD, 1985). Bu doğrultuda, yöremizde uluslar arası bir çalışma da yapılmıştır.

Osmanlı, devlet düzenine geçtiğinde, halkın kültürüne sahip çıkmaya, devlet gücünü yerel halka ve komşularına hissettirmeye, törenlere ilgi göstermeye başlamıştır. O dönemlerin zenginlik simgesi durumunda olan ipekli kumaş dokuma sektörünün geliştiği gibi, savaş sektörü için gereken kılıç, kalkan, kama, bıçak gibi aletlerin üretimleri de kentimizde gelişmiştir. Bu konuda tarihi bir yazılı belge olarak; Kamil Kepecioğlu, Bursa Kütüğü eserinde, Osmanlı orduları savaşa giderken Bursa’dan daima birkaç kılıççı götürdüğü (Salnameler) ve bunların masraflarının nasıl karşılandığı anlatılır. Bu tip savaş ve dövüş aletleri ile oynanan oyunlar, gerek halk, gerek yönetim tarafından destek görmesi ile günümüze kadar gelişerek gelmiştir. İlk devlet başkentinin şehrimiz olması, üretim ve eğlence kültürünün gelişmesinde etkisi büyük olmuştur. Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde ise, sarayda şimşir sopa ve kumaş kaplı kalkanlar ile oynanan “Matrak” oyunu söz konusudur. 18. ve 19. yüzyıllarda bu halk oyunu, fıta, açılış, düğün, nişan, askere uğurlama ve karşılama eğlencelerinde oynanması çok yaygınlaşmıştır. Ayrıca, yöremizde savaştan dönenleri karşılarken ya da nişanlanan, evlenen çiftlerin salona girişlerinde kızların tahta kaşık, erkeklerin iki kılıç ile oynadıkları bir de “Zafer Oyunu veya Karşılama” vardı. Bu oyun 1960’lı yılların ortalarından itibaren oynanmayıp unutulmaya yüz tutmuştur.

 Cumhuriyet Dönemi basında  yer alan en eski Kılıç-Kalkan Halk Oyuncusu, Fidyekızık Köyü’nden 1846 doğumlu Onbaşı Halil’dir. Halil Onbaşı’nın 1947 yılında gazeteci, oyuncu, folklorcu Hüsnü Ortaç’a anlattığı anılarını okurken bu oyunla ilgili önemli  bilgilere ulaşmış oluyoruz. Askerlik görevi için Osmanlı ordusuna katıldığında, komutanının “Sivilde ne iş yapardın?” sorusuna “Çiftçilik yapar, iyi Kılıç-Kalkan oynardım.” cevabını verir. Komutanının oyunu görmek istemesi üzerine oyunu icra eder ve ardından onbaşı yapılıp padişahın koruma timine dâhil olur. Daha sonraki yıllarda tanınan, isimleri bilinen oyuncuların bazıları 1890 doğumlu Derviş Mehmet Tutal, 1906 doğumlu Mustafa Tahtakıran, 1909 doğumlu Ali Kayakent, Uncu Ziya vd.. Cumhuriyet’in kurulmasının ardından oyunun organize işleri halkevlerine verilmiş, Bursa yöresinde (kent merkezi, İnegöl, Yenişehir ve M.Kemal Paşa ilçelerinden) Kılıç-Kalkan oynayanlar Ankara’ya davet edilmiştir. Oyun düzeni ve kuralları belirlenerek oluşturulan çekirdek kadro, yaşadıkları bölgelere gönderilip çalışmalara başlamaları talimatı verilmiştir. Kent merkezindeki çalışmalara bir gözlemci öğretmenin de görevlendirildiği hatta zamanla o kişinin de bir oyuncu olduğu bilinmektedir. Bursa Halkevi oyun bölümünün sorumluluğu Sayın Tahtakıran ve Baturel’e verilmiştir (Bursa Halkevi ve Uludağ Dergisi, Dr. Mine Akkuş).  Bursa Kılıç-Kalkan Ekibi, halkevlerinin 10. ve12. kuruluş yılına davet edilmiştir. . 15 kişilik ekibe İnegöl’den 3 oyuncu dâhil olmuştur. (Günün gazete haberleri. Dr. Mine Akkuş). Dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından iltifat ve hediyelerle ödüllendirilmiştir. İlçelerdeki Kılıç-Kalkan Halk Oyunu çalışmaları başlangıçta etkili olmuş ama uzun soluklu olamamıştır.

Bu oyunu gerek yurt içi gerekse yurt dışı gösterilerde tanıtmak için 1956 yılında Bursa Kılıç-Kalkan Halk Oyunları Derneği’ni kurmuştur. 1950’li yılları sonunda, kurulan ilk dernek üyeleri arasında özellikle Pakistan Seyahatinden (1958) sonra dernek üyeleri arasında anlaşmazlık başlıyor ve ekipten ayrılmalar oluyor. Bu ayrılanlara baktığımızda, Derviş Mehmet Tutal, Ali Kayakent ve Arabacı Kadir’in olduğunu görüyoruz. Bu kişilerin bazıları Rahmetli Mustafa Tahtakıran hocamızdan yaşlı ve bazıları da onun hocası durumunda. Daha sonra bu kişilerin de ekip kurma çalışmalarının olduğunu görüyoruz..

Bursa Kılıç-Kalkan Ekibi ilk resmî gösterisini 1935 yılında Rusya’dan gelen komutanlar karşısında yaparak Ebedî Şef’in ve yabancı heyetlerin takdir, iltifatlarına mazhar olmuştur. Bilhassa Mareşal Voroşilof  ve Bodyeni gibi Rus komutanlar hayranlıklarını gizleyememişlerdir.

Zamanla oluşturulan dernekler ile resmi bir kimlik kazanan Kılıç –Kalkan folklor oyun grupları, dünyanın hemen her köşesine davet edilir, katıldıkları yarışmalarda da çoğu kez birinci olmuşlardır. Yine eski oyunculardan ve izleyicilerden duyduğumuza göre bu oyun hafta sonları kentimizde Çekirge, Muradiye Camisi’nin önü gibi merkezlerde oynanırmış.

Aydın yöresinde çift kılıçla icra edilen “Kılıç”, Erzurum yöresinde “Bar”, Bursa yöresinde “Zafer” olarak bilinen bu oyunlar aynı aletlerle oynanmalarına rağmen tamamen farklı karakterdedir. Çift bıçakla oynanan “Bıçak” ve “Kasap” oyunları da birbirlerine benzemesine rağmen farklı isimlerde ve çok geniş bir coğrafyada oynanır. Kama ile oynanan “Karadeniz” ve “Kafkas” oyunları da farklı yapıda olmalarına rağmen benzer hareketler içerir. Bursa, Afyon, Bergama, Malatya, Gürcistan ve Diyarbakır taraflarında  kılıç ve kalkanla oynan bu oyunlar; doğu yörelerinde davul-zurna, Afyon yöresinde saz eşliğinde, Gürcistan’da kısa bir çarpışma şeklinde oynanırken kentimizde de müziksiz icra edilmektedir. Savaş ve dövüş aletleri yani bıçak, kama, kılıç ve kalkanla oynanan bu oyunun pek o kadar sıradan ve kolay gerçekleştirilecek bir oyun olmadığı hemen herkes tarafından kabul edilmekte ve ayrıcalığı da buradan gelmektedir.

Dünyada müziği olmadan oynanan tek halk dansının Kılıç-Kalkan olduğu söylenmektedir. Bu yazdığımın altını çizmek gerekiyor. Tüm dünyada ilgiyle izlenen Bursa Kılıç-Kalkan Halk Oyunu, kentimize özgü bir oyundur. Biz Bursalılara bırakılmış kökü efsanelere dayanan  bir mirastır. Bu oyuna sahip çıkabildik mi?

Bu oyuna, bu yapılanlar yeterli mi? Acaba Bursa’da Kılıç-Kalkan oyunumuz günümüzde ne durumda? Layık olduğu ilgi var mı? Çocukluğumda hayranlıkla izlediğim bu muhteşem oyunu Bursalılar olarak izliyor muyuz? Oynansa izlerdik. Yok yok, unutulmaya yüz tuttu bence… Bursa’daki okullarımızda Kılıç-Kalkan ekibi var mı? Bence yok… Kılıç-Kalkan dışında Bursa ile ilgisi olmayan, farklı yöre oyunlarını görmekteyiz.

Bursa da Belediyelerin ve Bursa Erkek Lisesi’nin böyle bir ekibi olsa yakışmaz mı? Bu konuda acilen çalışılmalı. Bursa’da Kılıç-Kalkan ekipleri olmalı. Bursa’yı anlatmalı, temsil etmeli, heyecanlandırmalı. “Bursa” deyince aklımıza gelmeli. Bursa’ya bu oyunu seyretmeye yerli ve yabancı turistler gelmeli. Dünyanın dört kıtasında ilgi ile izlenip ayakta alkışlanan, gurur duyduğumuz halk oyunumuz, ülkemizi yıllar boyu gururla temsil ettiği gibi bundan sonra da temsil etmeli. Bence hiç zor değil.

Not: Bu yazıyı kaleme almamda bana yardımlarını esirgemeyen Kılıç-Kalkan Oyunu’na çocukluğundan beri gönül vermiş, hizmet etmiş, bu konuda 2011 yılında Bursa Kılıç-Kalkan  Halk Oyunu ve Tarihçesi kitabını yazan  Kenan Yetişen abime sonsuz teşekkür ederim.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

OLCAY ERÖZDEN // TAŞINDIK…

OLCAY ERÖZDEN // TAŞINDIK…

Hazır Site by Uzman Tescil