Ana Sayfa Konuk Yazarlarımız 17 Nisan 2021 138 Görüntüleme

Vedat VERMEZ // Bir Portre Üç İnsan

23 Şubat 2021 tarihinde dünyaya gözlerini açan torunlarım Deren ile Özkan’ın heyecan ve mutluluğunu yaşamaya başlamıştım ki, Olcay Erözden Hocam’dan gelen telefonla dedeliğim bir kez daha tescillendi.

Kutlama töreninin ardından “Vedat dostum, biliyorsun pandemi nedeniyle Sivil Gündem Platformu faaliyetlerini dondurmuştuk. Yeniden çalışmalara başlıyoruz ve senin köşe yazılarını görmek isterim.” dediğinde kalp atışlarımın yükselmesi ile birlikte bedenimi bir sıcaklık kapladı.

Heyecan birdi, iki oldu.

Torunlarımızın bakımına eşimle birlikte boylu boyunca uzanan bendeniz için bunun yanı sıra böyle bir yazı görevini de üstlenmek ayrı bir heyecan elbette.

Olcay Hocam benim için çok özel bir insan olduğu için onun verdiği işi görev bildim. Bu çilekeş dünyanın iyi insanlarından biri olan Olcay Hocam var olduğu sürece ben de onun yanında olmaya devam edeceğim.

İlk aklıma gelen portre oluşturmaya karar vermek oldu.

Hazırlık yapmak ve sonuçlandırma süreci biraz zaman aldı ama bu üç kahramanı bulmak hiç de zor olmadı. Birbirine çok benzeyen bu üç silahşör, kendi kulvarlarının birer yılmaz savaşçıları bence…

Bu arada Apaçhi Kabilesinden olduğunu düşündüğümüz kedimiz Köpük de köşe yazımda bana yardım etmek için klavyenin başında bekledi.

Zaman zaman da, “dedeciğim, bu klavyenin şu harfleri de var, onları da kullan!” diye patisi ile, hatta bedeni ile sık sık girişimlerde bulunması sanki bana “Sen hep torunlarına gittin. Biraz da benimle ilgilen” der gibiydi…

Övgüyü de yergiyi de ertelememek gerekir.

Çünkü bu kişiler toplumda etkin kişilerdir. Kimisi değer katar, kimisi de kırar döker. Birinin yanında olmak, diğerini görmezden gelmek iki yüzlü bir yaklaşım olur. Değerler ölçüsünde, kuyumcu hassaslığında her iki kişi ile iletişimi kesmemek gerekir.

Birinci kahramanım Olcay Erözden Hocam ile ilk tanışmam, bir derneğin yöneticisi iken oldu.

Derneğimizin yoksul çocuklarımızı Bursasporlu yapmak gibi hedeflerinin yanı sıra, okullara destek çalışmalarımız ilgisini çekmiş. Yönetim kurulumuzla tanışmak istediğini, hakkımızda daha fazla bilgi sahibi olmak ve çalışmalarımıza katkı vermek istediğini bildirdi.

Onunla tanıştıktan sonra sanki 40 yıllık dostluğumuz var gibi geldi bana. Beyefendi kişiliği, alçak gönüllü yapısı, bilgi birikimi, çalışkanlığı ile kendisini bana hayran bıraktı.

Demokratik kitle örgütlerinin ya da diğer adı ile sivil toplum kuruluşlarının toplum içinde ne kadar öneme sahip olduğunu, yaptıkları çalışmalar ile topluma kattıkları değeri en iyi anlayanlardan biridir Olcay Hocam. Üstelik Bursa gibi zor bir mega köyde yaşamak, dernekler ile iç içe etkinliklerini incelemek, destek olmak ve başarılarını taçlandırma çabası, bunları yaparken de adalet terazisini kullanması beni kendisine hayran bırakan ayrı bir özellİĞİ.

Diğer taraftan bir yazar kimliği ile kitaplar yazan, gazeteci kimliği ile bir gazetenin köşe yazısını düzenli yazmaya özen gösteren bir yılmaz savaşçıdır. Üstelik o, hangi konu olursa olsun, size yardımcı olmak için çırpınan bir yardımseverdir.

İdeal bir eş olarak ailesinin üzerine titreyen bir adamdır Olcay Hocam. Hayat yoldaşı Nurten Kardeşim de onun arkadaşı ve yardımcısı. Tüm çalışmalarına destek olan, sevgili eşini gözünden sakınan bir asistandır Nurten Hanım.

Sevgili Olcay Erözden Hocam, sen Bursa’nın bir değerisin, kendinle gurur duymalısın.

İkinci kahramanım Recai Aksu Hocam ile bir cenaze etkinliğinde tanıştık. Sanki 40 yıllık dost gibiyiz. Kendisi Almanya ile Türkiye arasında mekik dokuyor. 40 yıla yakın Türkiye’nin ve Almanya’nın büyük haber ajanslarında çalışmış.

Yorulmak nedir bilmeyen, farkındalık oluşturmaya çalışan bir gazeteci ve televizyoncu. Üstelik ülkemizdeki muhalif televizyon kanallarına olan baskılara göğüs geren yılmaz bir basın savaşçısı. TELE1 Televizyon kanalının Almanya muhabirliğinin yanı sıra kendi kurduğu YouTube kanalında yayınlanan Karantina Tv’de program hazırlıyor ve sunuculuğunu yapıyor.

Seçkin donanımlı yapısı, bitmek bilmeyen enerjisi, işine olan bağlılığı, çalışkanlığı, verimliği ile beni kendisine hayran bırakan ikinci kahramanım. Hala bu ülkenin aydınlanmasına katkı sağlamaya çalışıyor. Bunu yaparken de aile bütçesinin büyük kısmını Karantina Tv’nin çalışmalarına harcıyor.

Ailesine olan bağlığı, dostlarını, arkadaşlarına olan sadakati ile kalplerde özel bir yere sahip Recai Hocam. “Güneşim” dediği merhume annesi hakkında yazdığı dizeleri bıkmadan usanmadan okur, her defasında da gözlerinden yaşlar akan bir duygusal yürektir onunkisi.

Sevgili Recai Aksu Hocam, sen bu ülkenin değerisin ve kendine gurur duymalısın.

Üçüncü kahramanım Erkan Can (Mahallemiz Mesken’in Sarı’sı) benim 55 yıllık arkadaşım. Hatta kan kardeşim. Çocukluk işte, ilkokula giderken sokakta bulduğumuz bir cam parçası ile bileklerimizi çizerek birleştirdiğimiz kanlarımızı içmiştik.

Kızılderililerin yoldaşı bu kovboydan hiç ayrılmadım. Sisli puslu havalarda bile bir birimizi arar buluruz. Her problemin “eğitim” ile çözüleceğine inanır ve düşüncelerini “Ortamın neresinde olursan ol, bir şey yapacaksan düzgün yap” sözünün merkezinde üretir.

Işıltılı gözleriyle tebessüm ederek, “Zamanı gelince bir gün hepimiz toprak olacağız, onun için arkandan güzel şey bırak be babacım!” der. Ben de ona hep, “Sen Yılmaz Güney’in devamısın, onun izinde gitmek sana yakışır.” derim.

O bir Erkan Can elbette, kendine münhasırdır. Aldığı ödüller de Erkan Can’a has ödüllerdir.

Bir zamanlar futbolcusu olduğum Dinamo Mesken’in amigosu iken enerjisi ile tribünleri coşturan, köy enstitüsü mezunu öğretmen babasının olgunluğu düzeyinde eğitimci yapısı ile arkadaşları arasında saygın bir yere sahip, Bursa Devlet Tiyatrosu’ndaki amatör tiyatro çalışmalarında disiplinli bir oyuncu idi…

Erkan Can’ı ararsanız, sanatını icra etmek için ya yollarda ya da bir karavanın içinde senaryoyu okurken, kimi zaman sette gece yarısı, keskin soğukta, kızgın güneş altına rol yaparken, hınca hınç dolu bir tiyatro sahnesinin loş ışıklarının altında kalbine kazıdığı rolünü yaparken bulabilirsiniz.

Bir başka zaman sinemacı ve tiyatrocu adayı öğrenci gençlerin çalışmalarına karşılık beklemeden destek verirken, bir yoksula yardım ederken, bir engelli derneğin yardımına koşarken görebilir, geçmişinin ahde vefa duygusunu bilen ve hiç unutmayan kişiliği ile kendisini yetiştiren mahallesi Mesken’de bulabilirsiniz.

Onu, kurucusu olduğu sinema ve tiyatro sanat emekçilerinin sendikal çalışmalarında görebilir, telif hakları için mücadele ederken bulabilirsiniz. Onu bazen de, İstanbul’un arka sokaklarında bir tinerci ile sohbet ederken bile görebilirsiniz.

Erkan Can öyle ideal bir aile babasıdır ki, onu aradığınızda evinde sevgili eşi Azita ile mutfakta yemek yaparken ya da biricik kızı Deniz’e sanat anılarını anlatırken bulabilirsiniz.

Benim sevgili kankardeşim Erkan, sen bu ülkenin değerisin ve kendinle gurur duymalısın…

Kalbimden akan fırça darbeleri ile anlatmaya çalıştığım, duygusal zekaları ile işlerini mükemmel yapan, kalplerinde insan, hayvan ve doğa sevgisi yüklü bu üç kahramanı kutlar, koştukları kulvarlarında üstün başarılar dilerim.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil