Ana Sayfa Konuk Yazarlarımız 17 Nisan 2021 301 Görüntüleme

Gülay GÜZEL İBİLOĞLU // ENGELLİLERDE PANDEMİ SÜRECİ VE TAM KAPANMA

02 Mayıs 2021

ENGELLİLERDE PANDEMİ SÜRECİ VE TAM KAPANMA

Türkiye Engelliler Meclisi, COVID-19 salgını nedeniyle tam kapanmanın ve evde kalmanın engelli bireylere olan etkilerini, salgından etkilenen gruplar üzerinden örneklerle açıklayan bir bilgi notu yayınladı.

Dünyayı etkisi altına alan ve 2020 yılı mart ayından beri ülkemizde de hem sosyal hem de ekonomik yaşama büyük olumsuzluklar, yeni yeni sorunlar getiren COVID-19 salgını,engellilerin var olan sıkıntılarına yenilerini ekledi ve hayatı daha da zorlaştırdı. Yaşadığımız bu zorlu süreçte maddi ve manevi kayıplarımız oldu ve olmaya da devam ediyor.

Pandeminin,tam kapanmanın ve evde kalmanın engelli bireylere olan etkileri nelerdir, sorusunu;etkilenen gruplar ve bağlantılarını açıklayarak anlatmak gerekir.

Eğitim, en önemli başlığımızdır.

Otizmli, down sendromlu, zihinsel engelli, görme engelli,işitme engelli ve bedensel engelli çocuklarımızın eğitimden okul hayatından uzak kalması, sadece kendilerini değil ailelerini de etkilemiştir. Çünkü eğitimleriyle ilgili olarak bire bir ve özel eğitimciler gözetiminde eğitim alamamışlardır. Bu da bugüne kadar eğitimde kat ettikleri yolu ne yazık ki olumsuz etkilemiş ve gerilemelerine sebep olmuştur. Ayrıca EBA ile ilgili sorunları tüm çocuklarla birlikte yaşamış, hatta engel durumlarına göre daha fazla zorlukla karşılaşmışlardır.

Kaynaştırma eğitimi zaten olması gerektiği gibi uygulanmazken, destek eğitim odaları yeni açılmaya başlamışken, uzaktan eğitimde bu fırsatlar tamamen yitirilmiştir. Birçok kaynaştırma öğrencisi bireysel olarak eğitim alamadığı gibi kendi sınıfının derslerinde de eğitime katılamamaktadır.

EBA üzerinden ve çevrimiçi ortamda gerçekleşen özel eğitim sınıfı ve kaynaştırma öğrencilerinin geneli ders esnasında bir ebeveyne ihtiyaç duymaktadır. Birçoğu da ikna edilemediği veya ailenin ilgisizliğinden dolayı derslere katılamamaktadır. Engelli çocukların ve ebeveynlerinin bilgi iletişim teknolojinin kullanımı konusunda yeterli olmadığı ve yaşam koşullarının veya ekonomik imkanlarının bu araçlara erişimlerini zorlaştırdığı da bir gerçektir.

Engelli bireylerin sağlık konusunda yaşadığı olumsuzluklar çeşitlilik göstermektedir. Bilindiği gibi, COVID-19 ile mücadele başladığında bazı hastaneler Pandemi Hastanesi olarak belirlenmiştir ve sadece salgın odağında hizmet vermektedir. Özellikle küçük yerleşim yerlerinde veya kırsalda yaşayan engellilerin sağlık hizmetlerinden faydalanması, örneğin rutin kontrollerini yaptırmaları sekteye uğramıştır. Sağlık hizmetinden faydalanmak için çevre il ve ilçelerdeki hastanelere gitmek, zaten kısıtlı olan ulaşım nedeniyle sağlık sorunları yaşamalarına neden olmuştur. Ayrıca zihinsel engelli, otizmli ve down sendromlu çocuklarda duyu bütünleme sıkıntısı yaşanmıştır. Özellikle hipoteni (kas gevşekliği) sorunu olan down sendromlu bebeklerde, bu dönemlerde fizyoterapi alamadıkları için gerileme söz konusu olmuştur.

Dil terapisi alamamaları nedeniyle konuşma becerileri de gerilemiştir Bireylerin sosyal hayattan uzak kalmaları iletişim problemlerini beraberinde getirmektedir.

Görme engelliler bulaş riski en yüksek grubu oluşturur. Tam kapanmayla birlikte alışık oldukları yerlerden alışveriş imkanı azaldı ve kapalı olduğu için diğer bakkal veya marketlere gitmeleri zorlaşmıştır. Bunun yanında, görmedikleri için dokunma/temas oranları yüksek olduğundan hijyen sorunu da yaşamaktadırlar.

Tam kapanmayla birlikte izinlerde yaşanan sıkıntılar göz önüne alınarak dışarıdan bakım hizmetine ihtiyacı olan engelli bireylere bakıcıların gelip gitmesinde kolaylık sağlanmalıdır. Engelli bireyin anne-babasının ikisinin de çalışması durumunda birinin refakatçi olarak izinli sayılması hakkı varken birçok ilin valiliği yayınladıkları genelgelerde bu durumu belirtmedikleri için aileler zor durumda kalmaktadır. Yaş sınırı olarak 10 yaş belirtilmişse de engelli bireyin mutlak surette bir refakatçiye ihtiyacı olduğu bilinmektedir. Bakıcısı olan engelli bireylerin sigortasız çalışanlarının kapanma durumunda izin hakkı olmadığı için, çalışmak zorunda kalan aileler de çeşitli zorluklar yaşamaktadır.

Yaşlı ya da yalnız yaşayan engelli bireylerin gerek alışveriş gerekse kişisel bakımla ilgili ihtiyaçlarını karşılamaları tam kapanmayla birlikte sorun haline gelmektedir. İnternet alışverişlerinin de tam erişilebilir olmamasından kaynaklı sıkıntılar yaşamaktadırlar.

Pandemi süreci devam ederken tam kapanmayla birlikte genel olarak aile içi şiddet artmıştır.

Bunun en büyük sebeplerinin başında işsizlik ve beraberinde getirdiği ekonomik sıkıntılar gelmektedir. Özellikle açık alanda enerjilerini atamayan engelli çocukların evde kalmaları, aile içinde psikolojiyi olumsuz etkilemekte, ebeveynler çaresiz kalmaktadır.

Hazırlıksız yakalandığımız pandemi süreci ve tam kapanmayla birlikte artan sorunlara karşılık, engelli bireylerin hassasiyetinin de değerlendirmeye alınarak, bahsettiğimiz sorunlara birlikte çözüm bulmalıyız.

Ne yaşadığımızı biz biliyoruz, çünkü biz yaşıyoruz. Öyleyse çözümünde de biz olmalıyız.

Birlikte yaşamak, birlikte başarmak için sesimize kulak verin.

ENGELLİLER KONFEDERASYONU

TÜRKİYE ENGELLİLER MECLİSİ SÖZCÜLERİ

Gülay İBİLOĞLU- Hüseyin PEHLİVAN

***

YAZARIN DİĞER YAZILARI

21 Mart 2021- Duydun mu Down Sendromu ? Biz Polyanna Değiliz…

21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü Birleşmiş Milletler’in 10 Kasım 2011 tarihli kararıyla ilan edildi..

Peki neyin ne kadar farkındayız ?

Farklılıkların hayatı nasıl güzelleştirdiğinin farkında mıyız mesela?

Denizin rengini,dibindeki  renkten aldığını fark edelim; biraz da gökyüzünden bakalım hayata

Ne dersiniz?

21 Mart

21.kromozom

21.gün

Nasıl bir tesadüf ki..?

Merhaba Down Sendromu; sana kendimi tanıtayım;

Gerçi biz yıllar önce tanışmıştık ama…

Biliyor musun ben hala hala seni yeterince tanımadığımı düşünüyorum;

Biliyorsun ben bir anneyim; oğlumun seslenişi ile de onun sultanı…

Hayatının anlamı, Kraliçesi,Pamuk Prensesi…

Bana seslenişlerinden sadece birkaç tanesi…

Ama ‘‘ANNE demesi için ben kaç yıl,kaç ay,kaç hafta,kaç gün kaç saat uğraştım biliyor musun?

Peki ya yürüyebilmesi için,

Çay bardağını tutabilmesi için…

Okuma yazma desem sanırım küçük dilini yutarsın şimdi.

Sahi hayatımıza girdiğin kaç yıl oldu, sen şimdi onu da bilmezsin değil mi ?

Şimdi canımın parçası için,muhteşem dediklerini duyuyorsundur sanırım.

Oğluma muhteşem diyorlar çünkü,

Dünyalarına girdiğin tüm can parçaları muhteşem…

Bunu bil bari.

Hayır bilmiyorsun;

Senin yüzünden etrafımızda kendilerini  normal sananlar can parçalarımızı anormal olarak görüyorlar..

Ama sen dur;

Hiç şüphen olmasın biz bu durumu da değiştireceğiz.

Sadece biraz zamana ihtiyacımız var, hepsi o…

Bekle ve gör.

Üzüldüğüme,neşelendiğime,acı çektiğime,yorulduğuma kısaca tüm mücadeleme o kadar yakından tanık oldun ki,sen beni benden iyi tanıdın..

Bugün 21 Mart 2021..

Şimdi sana bir soru daha;

Hayatıma girdiğinde benden bu kadar emin değildin değil mi?

Hadi itiraf et…

En çok kanıma dokunan senin canımın parçasında olduğunu bilmem ve  onunla benden önce tanışmandı.

Kızmaca darılmaca yok;

Seni hiç sevmedim.

Seveceğim de yok.

İnsanı öldürmeyen yaralar güçlendirir derler;

Sen bana kendini dayattıkça aslında bir savaşçı yetiştirdin onun da farkında değilsin.

Canımın parçasının ve diğer anne babaların canparelerinin hayatını zorlaştırmaman ve onları güçlendirmek için  ömrüm yettiğince mücadele edeceğimden hiç şüphen olmasın..

Neler mi yapabilirim?

Seni tanımayanlara seni anlatacağım ,

Her ne kadar yenilmez olduğunu düşünsen de, sen bir hastalık değilsin; bunu anlatacağım.

Yaşama tutunmaları konusunda ailelerin ve toplumun bilinçlenmesi gerektiğini anlatacağım,

İçinde olduğun tüm can parçalarının hayatlarını zorlaştırmana izin vermemeleri için eğitimin,sosyal hayata katılmalarının,önemini vurgulayıp,çaba sarfetmelerini önereceğim,

Örnekler verip onları güçlendireceğim..

Hangi takımı tuttuğun,ne renk olduğun,hobilerin hiç ilgilendirmiyor beni,

Başka hastalık ta getirme; gelirken can parçalarına.

Zarar verdiğin hücrelerden bir an öne elini çek,minicik kalplerine dokunma.

Hepsi konuşsun ,yürüsün,hayatlarını kendi çabalarıyla şekillendirecek durumda olsunlar.

Dokunma !

Akıl ve becerileri normal gelişim gösterenler seviyesinde kalması için biz mücadeleden vazgeçmeyeceğiz

Zorlama bizi.

Seni tanımadıkları için,can parçalarımızı üniversite de psikoloji dersinde genelde zeka seviyesi düşük olarak nitelendiriyorlarmış.

Özel gereksinim bölümünde de tanım; zihinsel engel.

Anaokuluna kayıt yaptırırken adın bile geçmiyor ;

Peki bunun neresinde adalet?

Haksızlık değil mi onlara dayatılan bu yanlış tanılamalar?

Senin adını biliyorlar ama ne olduğunu bilmiyorlar değil mi?

Biz sevgimizi veriyoruz, mis gibi kokluyor, çiçek gibi büyütüyoruz…

Down sendromu;

Can parçalarımız minik bebekler olarak kalmıyorlar elbette; delikanlı,genç kız oluyorlar.

Her birimizin yaşına geliyorlar yani..

Onlar zorluklarla büyürken, kırılıyor yıpranıyorlar,diğer çocuklarla  eşit haklara sahip olsalar da okulda ,parkta her yerde dışlanıyorlar.

Ögretmen istemiyor,okul istemiyor,park ta ,komşu da hatta kadın kadına günler de…

İstemiyorlar…

Üstelik onlara maruz kaldıkları haksızlıkların üzerine tüy dikercesine  maskot muamelesi yapan kendini bilmezler var ki,

İşte onlar canımızı fena yakıyorlar.

Ama bu durum canparelerimizin sevimliliklerine asla gölge düşüremiyor.

Müziği seviyorlar,dans ediyorlar…

Ne yazık ki;

Düğünde pistten indirmeyenler,mahallede ensesine vurup ‘koçum benim al su harçlığı çay söyle kendine’ diyenler onlara başka gezegenden gelmiş muamelesi yapıyorlar.

Okulda da durum hiç farklı değil;

Yargısız infaz orada da iş başında.

Yaramazlığı onlar yapmıştır,yalanı onlar söylemiştir, konuşmamış anlamsız sesler çıkartmıştır, arkadaşlarını itenlerde de onlardır…

Ve daha bir sürü olumsuz şey…

Sonuç;

Dışlanma neticesinde eğitim olanağı elinden alınan on binlerce çocuk…

Farklılıkları kabul etmek gerekiyor;

İki çocuktan biri sarısın biri biraz daha kumral olarak dünyaya

geldiklerinde bu da bir farklılık olmuyor mu?

Bizim fırsata ihtiyacımız var; artık bunun toplumca bilinmesi gerekiyor.…

Ha unutmadan..

Anneleri can parçalarının sihirli değnekleridir,ama öyle böyle değil çok zordurlar ve çok güçlüdürler

Aman dikkat…

Son sözüm yine sana

Down Sendromu ;

Bizler en acı gerçeği en tatlı yalana tercih ettiğimiz için mutluyuz,

Ama Polyanna değiliz.

Duydun mu Down Sendromu ?

Tüm annelerimize itahafen…

Ellerinizden ve güzel yüreğinizden öperim

 

Gülay Güzel İbiloğlu

21/03/2021

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

ŞERİFE TEKMEN TÜRK // ZAMAN

ŞERİFE TEKMEN TÜRK // ZAMAN

Hazır Site by Uzman Tescil